ABD’nin 2025 Ulusal Güvenlik Stratejisi: Yapay Zekâ Savaşında Çin Karşısındaki Kör Noktalar
Ayrıca makalemizi Youtube üzerinden inceleyebilirsiniz;
2025 ABD Ulusal Güvenlik Stratejisi (NSS), Washington’ın küresel liderlik iddiasını koruma çabasını yansıtırken, teknoloji dünyasının en kritik cephesi olan Yapay Zekâ (YZ) konusunda paradoksal bir tablo çiziyor. Stratejist Abid Mustafa, yayınladığı son analizinde, ABD’nin Çin ile girdiği bu varoluşsal teknoloji savaşındaki stratejik boşlukları ve “kör noktaları” derinlemesine masaya yatırıyor.
Mustafa’ya göre belge, bütüncül bir YZ doktrini sunmak yerine; teknolojiyi, standartları, enerjiyi ve askeri gücü birbirinden kopuk unsurlar olarak ele alıyor. İşte 2025 stratejisinin satır aralarından süzülen, Pekin ve Washington arasındaki dengeyi değiştirebilecek dört temel saha:
1. Küresel Standartlar: Yumuşak Güçten Sert Silaha
ABD stratejisi; YZ, biyoteknoloji ve kuantum bilişim gibi alanlarda dünyayı “ABD teknolojisi ve standartlarının” yönlendirmesini temel bir ulusal çıkar olarak tanımlıyor. Washington, bu standartlar üzerinden teknolojik bir ekosistem kurarak rakiplerini oyunun dışına itmeyi hedefliyor.
Ancak sahadaki gerçeklik, ABD’nin bu konuda geç kaldığını gösteriyor. Çin, özellikle “Dijital İpek Yolu” ve uluslararası standart belirleyici kurumlar (ITU gibi) aracılığıyla kuralları kendi lehine, agresif bir şekilde şekillendirmeye başladı bile. ABD, çekirdek model inovasyonunda (Large Language Models gibi) hâlâ mutlak liderliğini korusa da bu modellerin nasıl yönetileceği ve hangi etik/teknik kurallara tabi olacağı konusundaki küresel diplomatik savaşta Çin’in gerisinde kalmış görünüyor.
2. Enerji: Yapay Zekanın Görünmez ve Belirleyici Cephesi
Washington yönetimi, YZ alanındaki üstünlüğü ilk kez bu kadar net bir şekilde “ucuz ve bol enerjiye” erişimle ilişkilendiriyor. YZ modellerinin eğitilmesi ve işletilmesi devasa bir enerji tüketimi gerektirdiğinden, enerji artık bir sürdürülebilirlik meselesi değil, doğrudan bir bilgi işlem (compute) kapasitesi meselesidir.
Burada bir “uygulama krizi” yaşanıyor. Çin, otoriter merkezi yapısının verdiği hızla nükleer ve yenilenebilir enerji altyapısını YZ veri merkezleriyle entegre etme konusunda muazzam bir çeviklik sergiliyor. ABD ise teknolojik olarak daha verimli çözümlere sahip olmasına rağmen; karmaşık iç siyasi kısıtlamalar, bürokratik izin süreçleri ve yaşlanan elektrik şebekesini modernize etme hızı konusunda Çin’in “ölçeklendirme” hızına yetişmekte zorlanıyor.
3. Orta Doğu: Petrole Dayalı İlişkiden “Veri” Ortaklığına
Yeni strateji, Orta Doğu’yu geleneksel bir kriz bölgesi tanımından çıkararak; “nükleer enerji, YZ ve savunma teknolojileri” için kritik bir offshore bilişim ve yatırım merkezi olarak yeniden kurguluyor. ABD, yüksek teknoloji segmentindeki hegemonyasını sürdürmek için Körfez sermayesine ve bölgenin ucuz enerji potansiyeline muhtaç olduğunu kabul ediyor.
Ancak bu bölge artık ABD’nin rakipsiz alanı değil. Çin; sermaye transferi, altyapı desteği ve Batı’nın aksine siyasi veya ideolojik şart koşmayan ortaklık modelleriyle Körfez ülkeleri için cazip bir alternatif haline geliyor. Pekin’in bölgedeki bu pragmatik ilerleyişi, ABD’nin Orta Doğu’yu bir “YZ güvenli limanı” olarak kullanma planlarını riske atıyor.
4. Askeri Entegrasyon: İnovasyon ve Uygulama Arasındaki Makas
Belgede YZ; kuantum ve otonom sistemlerle birlikte “askeri gücü belirleyici unsurlar” arasında zikredilse de doktriner olarak bağımsız bir sütun olarak tanımlanmıyor. Bu durum, YZ’nin sadece mevcut silahlara eklenen bir “eklenti” olarak görüldüğünü kanıtlıyor.
ABD, temel askeri YZ araştırmalarında ve teorik kapasitede hâlâ dünyanın en iyisi. Fakat Çin, bu teknolojileri (özellikle sürü zekâsı ve otonom hedefleme gibi) sahadaki silah sistemlerine ve operasyonel platformlara entegre etme hızıyla (deployment) fark yaratıyor. Mustafa’ya göre, inovasyonun hızı değil, bu inovasyonun cepheye yansıma hızı dikkate alındığında, stratejik momentum şu an için Pekin’in lehine evriliyor.
Sonuç: Bir Araç mı, Yoksa Yeni Dünya Düzeninin Ruhu mu?
Analizin en çarpıcı sonucu şudur: ABD’nin 2025 stratejisi, Çin ile rekabet etmeye odaklanmış olsa da Yapay Zeka’yı hâlâ rekabetin “ana işletim sistemi” (core OS) yerine “destekleyici bir varlık” olarak konumlandırıyor. Washington, YZ’yi mevcut sistemlerini korumak için bir araç olarak görürken; Çin, YZ’yi yeni bir küresel düzen kurmanın temel taşı olarak kabul ediyor. Bu vizyon farkı, önümüzdeki yıllarda AGI (Yapay Genel Zekâ) hakimiyeti mücadelesinin seyrini ve kazananını belirleyen asıl unsur olacaktır.




























































































































































